Faaliyete başlamasının ardından iki seneden fazla süre geçmiş Klasik Düşünce Okulu hakkındaki ilk yazım birkaç gün önce Fikriyat'ta yayınlanmıştı. Öyle bir yazı yazmış olmamın sebebi bir memnuniyeti ve mutluluğu paylaşmak arzusu idi. Bu itibarla önceki yazı bu yazının girişi sayılabilir.

KLASİK DÜŞÜNCE OKULU

Diyarbakır'dan, Muş'tan, Siirt'ten, Konya'dan, Hakkari'den, Ağrı'dan, Rize'den, Trabzon'dan, Denizli'den, Karabük'ten ve başka pek çok vilayetimizden gelerek on gün boyunca İslam düşüncesinin kurucu metinlerini anlamak, tartışmak ve- tabii ki yazı üretmek üzere- gelen bilim adamları hakkında bir şey yazmamak hak bilmezlik olurdu. Prof. Dr. Mahmut Kaya hoca bir kitabını 'hakkı yenmiş medeniyetimiz' için çalışan genç akademisyenlere ithaf etmişti: KDO yaz kampına katılan akademisyenler (yaklaşık 250 civarında akademisyenden söz ediyorum) İslam medeniyetine ve onun temel değerlerine itimatlarını muhafaza etmek, medeniyetin hakkını yüceltmek üzere buraya geldiler.

 başından beri faaliyetlerini iki şekilde sürdürdü: Birincisi Üsküdar'daki mütevazi mekanda (Üsküdar-İskender Baba tekkesi; bu vesileyle mekanı kullanma imkanı verip faaliyetlerimize her daim destek olan Bereketzade camii emekli imam-hatibi muhterem Kasım Hoca ve talebelerine müteşekkiriz) İstanbul'un farklı fakültelerinden gelen lisans ve lisansüstü talebelere yönelik seminerlerdir. Seminerler üç merhalede değerlendirilebilir: Birincisi Hasan Basri'den, İmam-ı Azam'a, İmam Şafii'den Haris b. el-Muhasibi, Farabi'den İbn Haldun'a kadar tasavvuf, fıkıh, kelam ve felsefenin kurucu düşünürlerinin (eş-Şeyh) metinlerinin okutulmasıydı. İkinci merhale ise Klasik Düşünce Okulu'nun ayırıcı vasfını teşkil eden yazı yazma faaliyeti idi. Yazı, bize göre, bilginin aktarılma sürecinin değil, öğrenilme sürecinin parçasıdır. Bu nedenle Klasik Düşünce Okulu hocaları iki kısımdır: Birincisi söz konusu metinlerin uzmanı olan hocalar, ikincisi ise KDO'nun omurgasını teşkil eden yazı-danışman hocaları. Onlar talebelerin yazı yazma sürecini yöneten, onlara rehberlik eden 'danışman hocalar' olarak büyük hizmet verdiler. KDO danışman hocaların bütün gayretine rağmen bu alanda istediği hedeflerine henüz ulaşamadı; bunun sebebi ise ülkemizdeki eğitim kurumlarında yazıyla ilgili kadim sorunlardır.

Üçüncü merhale ise seminerlerin geniş kesimlere ulaştırılmasıydı. ni bu metinlere ve onların ortaya çıktığı dünya görüşüne değer veren herkese ulaştırmak arzusuyla yola çıktı. Bu amaçla hedef kitlesini bu düşünceye değer verip onun kavram ve değer üretebileceğine, varlık-insan tasavvuru geliştirebileceğine inananlar olarak belirledi. Okuldaki her faaliyet kayıt altına alınarak bazen canlı bazen bant olmak üzere ulaşıma açıldı. 7000'e yakın üyemiz yetmiş kitabın seminer ve derslerini web sitemizden ücretsiz takip etmektedir.

KDO ANADOLU PROGRAMLARI VE YAZ KAMPI

KDO takipçilerinden gelen yoğun talep doğrultusunda yeni bir çalışma başlattı: ! Üniversitelerin davetlerine icabet ederek çok sayıda şehri ziyaret ettik, bir veya iki günlük programlarla KDO'daki ders formatına benzer seminerlerle klasik metinleri iki bin civarındaki talebeye tanıtma imkanı bulduk. Faaliyetlerin bir neticesi olmak üzere de şubeler kurulmaya başlandı. Değerli dostlarımız önce 'nu kurdular. Eskişehir'de, Çanakkale'de, Diyarbakır'da, Kahramanmaraş'ta, Karabük'te, son aylarda ise Konya'da faaliyetler ciddi bir ivme kazandı.

Bu yaz da üniversitelerden gelen "mücbir" talepler doğrultusunda akademisyenler için bir program hazırlamaya karar verdik. 'Mücbir' diyorum, çünkü gerçekten Anadolu'daki arkadaşlar bu hususta bizi zorladılar. Fakültelerinden araştırma görevlileri ve öğretim görevlileri başta olmak üzere, doktora ve yüksek lisans talebelerine yönelik yoğun bir program hazırladık. Programı planlarken biraz umutsuzduk; en azından kişisel olarak umutlu değildim. Böyle bir faaliyete ilan ve duyurma sorunları sebebiyle müracaatların az olabileceğini sanmıştım; yanılmışım! KDO'nun aklı ve idaresi demek olan  ve 'ün üstün gayretiyle planlamalar yapıldı. Öteki hocalarımız kanaatleriyle destek oldu, ders planları şekillendi, tanıtımlar yapıldı. Birkaç gün içinde iş kendini gösterdi: Anadolu'da büyük bir teveccüh vardı ve bizim ilave bir gayretimiz olmaksızın -bu meyanda  hocanın kişisel gayretini istisna etmek gerekir- 700'e yakın müracaat oldu. Müracaatlardan ancak 260 akademisyene olumlu cevap verebildik. 6 Temmuz'da başlayan programda özenle seçilmiş on kitap okundu ve  hocanın akademik yazı faaliyetiyle ilgili seminerleriyle tamamlandı. Program yarın sona erecek; biz de yoğun bir programın ardından 'Allah yollarını açık etsin, emeklerini boşa çıkartmasın' duasıyla arkadaşlarımızı uğurlayacağız. Onlar var oldukça ve böyle bir teveccüh baki kaldıkça İslam düşüncesinin istikbali için umutlar yaşayacak.

Bu meyanda teşekkür edilmesi gereken bir çok insan ve kurum var; hepsini sayamam lakin kurumsal olarak destek verenleri örnek teşkil etmeleri için zikretmem gerekir. Böyle büyük bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde muazzam destek veren  başkanı İsmail Emanet, başkan yardımcısı İbrahim Beşinci ve bütün çalışma arkadaşları ilk teşekkür edeceğimiz kişilerdir. Bu süreçte bize olan desteklerini şöyle anlatabilirim: Ne istediysek 'tamam' dediler, olmazı olur kıldılar, İslam düşüncesine ve bilimine hizmeti düstur edinerek 'slogancı bir nesil' derdinde olmadıklarını gösterdiler. Allah hepsinden razı olsun. Bu vesileyle destekleri için Sultanbeyli Belediye Başkanımız sayın Hüseyin Keskin'e de teşekkür ederim. Bu faaliyeti KDO adına organize eden başta Hacı Bayram Başer Hoca ve ismini yukarıda andığım arkadaşlara, onların yardımcılarına; dersler için uzaktan yakından gelen hocalarımıza teşekkür ederim. En büyük teşekkür ise programa katılan, büyük fedakarlıkla İstanbul'a gelen akademisyenleredir: Onlar için ne yapsak az kalırdı!

Ders veren hocaların ortak kanaati ve temennisi şu oldu: Her biri hakikat aşığı ve hikmet talibi olan ciddi akademisyenler var oldukça, bu topraklar böyle metinlerin okunduğu bir yer olarak kalmayacak, yakın zamanda benzer metinlerin üretildiği bilim merkezi haline gelecektir. Umudumuz ve duamız budur!

Ekrem Demirli

Kaynak: www.fikriyat.com